‘Nakkaş’ı Sadeleştirirsek; Nakkaşlık, Ruhsuz ve Cansız Bir Temaya, Ruh ve Can Katan Bir Meslekte Var Oluş Sürecidir.

20 yılı aşkın bir süredir klasik eserlerden süregelen dev mirastan günümüze eserlerini yansıtan bir mesleğin temsilcisi Nakkaş Sn. Müslüm Korkutata ile röportajımızın ikinci bölümü.. 

Nakkaş nedir? Nakkaşlık sanatınızda örnek aldığınız geçmişten gelen cami örnekleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Nakkaş, doğada, canlıları incelerken bitki, çiçek, lale ya da hayvansal figürleri tasarlayıp bunu deri, duvar ya da ahşap üzerine işleyen, ruh, sanatsal estetik katan mesleğin ana adıdır. Kendi içerisinde nakkaşlığın dalları çok fazladır.

Büyük ustat Mimar Sinan’ın eserleri ortada, kendisinin çokça “ustalık icram” diye belirttiği ‘Selimiye Camii’ gerçekten her yönüyle müthiş bir eserdir. Her bölümüyle sanat, tarih ve maneviyat kokan eserlerden biridir. Ecdadımızın var ettiği eserlerin tümünden bu feyzi alabiliyoruz. ‘Bursa Ulu Camii’ hem hat sanatıyla hem mihrap ve minberiyle, akustiğiyle bambaşka bir feyz ve heyecan vermektedir. Bizler bu büyük eserlere hayranlıkla büyüdük. Umuyoruz ki bizde çalışmalarımızla bu yolda ilerleriz ve çalışmalarımıza devam ederiz.

Yaptığınız çalışmalar içinde en çok etkilendiğiniz ve ustalık eseriniz olarak belirtebileceğiniz çalışma/çalışmalar nelerdir?

Türkiye’de başta İstanbul olmak üzere, Ankara, Adana, Gaziantep, Bursa, Diyarbakır gibi Türkiye’nin çok çeşitli büyük şehirlerinde büyük eserler yaptık. Edirne’den Hakkari’ye kadar Türkiye’nin 81 ilinin hemen hemen tümünde çeşitli camilerimizde sanatımızı icra ettik, arkamızda iyi eserler bırakma çabası içinde olduk. Her biri bizim için çok kıymetli ve her birinde bir adım daha ileri gittik. Ama özellikle ‘Kuzey Ankara Yıldız Camii’nin külliye projesinde büyük bir zevkle, keyifle ve özveriyle çalıştık. Bu çalışma, eşi benzeri olmayan sanat çalışmalarımızdan biri oldu.

‘Avcılar Merkez Ulu Camii’nde Mimar İsmet Osmanoğlu hocamızla çalıştık. Bizim için bambaşka bir yere sahiptir: Burada 1500 m2’lik kabuk bir kubbenin içine çok dolu bir kalem işi süslemesi yapıldı. Burada 16. ve 17. yüzyılın klasisizmini ve dönemini, işlenen eserlerimizde ve kalem işi çalışmalarımızda işledik. Diyebiliriz ki Cumhuriyet Tarihi’nde bu yoğunlukta ve incelikte, bu detaylarda bir kalem işi çalışması icra edilmedi. Çok keyif aldığımız eserlerimizden birisidir.

Denizli Pamukkale Üniversitesi Camii’nde yaklaşık 1200 m2’lik kabuk kubbeye akustik panel ve ahşap dekorasyon yaptık. Hem akustik özelliği taşıyan ahşap kullandık hem de çelikten üç boyutlu bir çalışma var ettik. Sanatsal değeri yüksek çalışmaların başında gelmektedir.

Büyük üstat Mimar Mahmut Sami Kirazoğlu hocamın projeleriyle çalışıyoruz: Ataşehir Mehmet Bayraktar Camii, Sancaktepe Aziz Bayraktar Camii, Büyükçekmece Suat Sancak Camii ve Sancaklar Camii gibi.

Hendek Rasim Paşa Camii’nde Salim Alp hocamızın mimarisinde güzel bir çalışmaya imza attık. Modern ve kabuk hilal tarzda cami mimarisinin duanesi oldu. Birbirinden değerli mimarlarla çalışma fırsatımız olduğu için kendimizi oldukça şanslı görüyoruz ve kendilerine de Cami Dergisi röportajımız vesilesi ile teşekkür etmek istiyoruz.

Son olarak eklemek istediğiniz sektörle ve dergimizle ilgili belirtmek istediğiniz farklı konular var mı?

Camilerimizde hat yazılarının konumlandırılıp yerleştirilmesi ile ilgili çok yönlü düşünce ve önerilerle karşı karşıya kalıyoruz.Özellikle cami yaptıranlar, ayetlerin tanımları ile ilgili ayet seçimine gitmeyi önermektedirler. Bu gayet doğal ve normal olanıdır. Elbette bir sure çok tekrar edilmemelidir. Örneğin, bir camide ‘İhlas Suresi’ yazıldıysa diğerinde de ‘Nasr Suresi’ yazılabilir ya da camide kubbeden başlayıp bitişe kadar ayetler aynı anlamı taşıyabilecek şekilde belirtimelidir, camide olması gereken ayetlerin yazılması ile ilgili düşüncelere her zaman açığız. Ancak kimi zaman şöyle durumlarla karşı karşıya geliyoruz: ‘Küfi Hat yazısı uygun değildir, yazılamaz.’ Oysaki Osmanlı'da ecdadın yazdığı desenlerde, camilerde, süslemelerin çoğu ‘Küfi’ Hat Yazısı ile yazılıdır ve Küfi Hat yazısının bir tarihçesi vardır.

Küfi, İslam tarihinde ve İslam kültüründe bir yazı metodudur.

Bazen şu düşüncelerde ortaya çıkabiliyor: Hazreti Peygamber’in ismi ile Allahuteala'nın isimleri aynı yerlerde yazılmamalıdır (biri sağda, biri solda aynı cephe olmamalıdır gibi) ya da birinin diğeriyle aynı cephede olması uygun değildir ya da ‘Allah’ daha yüksekte, Hazreti Peygamber’in ismi daha aşağıda yazılabilir, camide buna uygun zemin bulunuyorsa biz bu önerileri geri çevirmiyoruz. Ancak bazen kaçınılmaz olarak, yanyana yazmak zorunda kaldığımız durumlar ortaya çıkabiliyor. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, otorite olan hat hocalarımızında desteği ile tüm sektöre broşür ya da yazılı bir belge niteliğinde belirli bilgilendirmeler ve açıklamalar yapılabilir, tüm camilerimize dağıtılacak şekilde ve görsel basında da Hüseyin Bey’in onayı alınacak şekilde Cami Dergisi’nin de desteği alınarak, fikir alışverişinde bulunulabilir. Yaptığımız çalışmalarda elimizde bir belge ve standardizasyon niteliğinde bir açıklama olması çalışmalarımız açısından oldukça önem arz etmektedir. Farklı geliştirilen durumlarla ve önerilerle karşılaştığımız için zaman zaman çalışmalarımızda zor durumda kalabiliyoruz. Elbette Ayet-i Kerime’nin her bir kelimesi çok manalıdır ve Kur'an -30 cüz olarak- bütün müminler ve kainat için indirildi. Her Ayet kuşkusuz bir yol gösterici ve emir niteliğindedir. Ancak sektörel çalışmaların daha standartlara uygun olması açısından belirli sektörel otoritelerin (Diyanet İşleri Başkanlığı) açıklamalarını, Cami Dergisi’ni ve çalışmalarını, açıklamalarını, yayınlarını çok aydınlatıcı buluyorum.

Röportaj fırsatı sağladığınız için ayrıca saygılarımızı iletiyoruz, teşekkür ederiz.

Değerli röportajı için Sn. Müslüm KORKUTATA’ya teşekkür eder, çalışmalarında kolaylıklar dileriz.

Yorum Yaz



Yorumlar (0)

Yorum Yok
OTEL KONAKLAMA
E-DERGİ
SOSYAL MEDYA

DESTEKLEYEN KURULUŞLAR
DESTEKLEYEN KURULUŞLAR
PROAKTİF FUARCILIK LTD.ŞTİ Tel : 0216 311 58 27 Fax : info@camiyapiekipmanlarifuari.com www.camiyapiekipmanlari.com